MAMA

Lina'yı artık yuvadan tek başıma alıp sonra da Arzu'yu almaya gidiyoruz.
Benim çalışma saatlerim, yaz saati uygulamasının sona ermesi münasebetiyle yarım saat
öne çekildiğinden, karanlık kış akşamlarında "Tiger Baba" sını bekleyen Piglet için bu iyi bir haber hiç kuşkusuz.
Alınca Lina'yı, akşam trafiğinde özellikle Hoşdere'den Çetinemeç'e geçene kadar hayli kaynatıyoruz arabada :)
Genelde pek anlatmayı sevmiyor gün içinde yaptıklarını yuvada ama yine de anlattıkları kadarı ile epeyce eğlendiğim bir gerçek.
Sınıflarında Marhaz adında bir arkadaşı var, ismini ilk telaffuz ettiğinde sanıyorum yanlış yada tam hatırlamadığını zannederek, ismin gerçekten de Marhaz olabileceğine pek te ihtimal vermemiştik ama, yardımcı öğretmeninin ağzından duyduğumuzda Arzu ile göz göze gelip gülümsediğimizi hatırlıyorum :)
Anlatacağım Marhaz değil, Zoye.
Zoye adında da bir arkadaşından bahsediyor kedi. Tabi biz artık, kızın adının Zoye olduğunu yaşadığımız Marhaz tecrübesinden sonra koşulsuz kabul etmiş durumdayız.
Galiba (emin olmamakla birlikte) yabancı uyruklu bir çiftin çocuğu diye varsayarak Lina'dan Zoye muhabbetlerini dinliyoruz.
Yine bir yuva çıkışı muhabbetimizde Lina;
-Baba, biliyor musun? Zoye annesine "mama" diyor,
ya hiç anneye mama denir mi? çok komik yaaa, ha ha haaa :)
Ben de çok güldüm bu işe.
Evet Lina'cım Zoye annesini çok seviyor galiba, söyle de yemeye kalkışmasın oldu mu?
diye espriyi zorladım ama umarım yanlış bir cevap olmamıştır kedi için :)
Şu sıralarİngilizce öğrenmeye başladılar, sanıyorum kısa süre sonra Anne kelimesinin diğer lisan karşılıklarını da öğrendiklerinde benim zekii çimcimemin jetonu düşecektir :)
...
Lina bazan çok sırnaşır, boşuna kedi demiyorum hani.
Kendisi bu kedi muhabbetine bozuluyor da hatta.
Annesine, keyfi kaçıkken;
-Aaaanneeee, babam bana kedi diyooo...
diye az şikayet etmiyor desem yeridir.
Keyfi yerinde olduğunda da;
- Miyavv, miyavv
diye gamzelerini göstererek kabullendiğini gösterdiği de olmadı değil.
Yine huysuz ve sırnaşık olduğu bir akşam da evde,
mutfaktan seslendi annemiz;
-Yemek hazııııııır, hadi mutfağa.
Kedi ile salonda ya Barbi-Rapunzel CD sini 143. kez izlemekteyiz ya da
"gelin bebek"i ni sallıyoruzdur Arzu'nun güzelim ipeksi fularının içinde :)
Tabi yine Lina mız mız edip gelmek istemedi mutfağa, yemek yemiyecem vs...mız mız
o sıralar biz de biraz daha rahat bırakalım, acıkana kadar dokunmayalım, nasıl olsa kendisi gelir ister birşeyler modunu tutturmaya çalışıyoruz kendimizce :) (hiç tutmadı ya, hey gidi)
-Tamam kızım, ben gideyim o zaman, çooook acıktım
dedim.
-Olmaz baba.
-Lina çooook acıktım, ben yemek yemek istiyorum ama vs...
bir dolu aç kalan insanların güçsüz, kısa boylu ve arkadaşları arasında bebek muamelesi göreceği hikayelerinden sonra dönüp bana;
-Hadi, hadi, hadiiii
diye gitmeme müsade etmesi, ne derece yazmakla anlatılır o sahne?
Çok keyifliydi.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home