Wednesday, December 12, 2007

TEKİLA

Uzun bir geceydi...
Oysa hiç de kötü başlamamıştı.
Kediciğin keyfi çok yerinde,
Barbiesine kitabını okumaya çalışıyor (kendi tabirine göre okumuyor da masal anlatıyor resimlere uydurmalar yaparak), bebeğinin saçlarını okşuyordu.

Biberonunda ki süt bitene kadar uyuduuu uyudu,
yoksa “süüüüütt” diye bağırıp sesini salona duyurana kadar böğürür ki yine öyle yapmıştı :)

İkinci biberondan sonra biraz dalmış olacak ki tekrardan uyandığını farkettik.
Geceye sık uyanarak başlamıştı ki bu hiç de hayra alamet görünmüyordu.
Biraz refakat ettikten sonra yatağında tekrar daldı uykusuna…
...
Ciyaklamayla uyandık, kedi yine huzursuz ama bu sefer yanağının ağrıdığını işaret ederek, canının ne denli yandığını tüm yüz kaslarının aldığı şekil itibari ile
gayet net anlayabiliyordum uyku sersemiyken bile…
Gözlerinden incilerini yanağına öyle hoyratca bırakıyordu ki,
kıvırcık saçları pembe pembelerine yapış yapış oluvermişti hemencecik.

Dişinin ağrıdığını zannettik bir süre,
sersemliğimiz biraz daha geçmiş olacak ki,
bu denli şiddetli ağrıyı daha önce orta kulak iltihabı geçirdiğindeki ağrıya benzettiğimizden olsa gerek,
sol yanağını işaret etmesinden de zaten bunu baştan anlamamız-sezmemiz gerekirdi!!
Acıyı hafifletecek her tür şeye onay vermesi daha da çok acıtmıştı içimi(zi).
Arzu, sıcak havlu getirmeye gittiğinde;
-“Hadi nerde kaldı havlu anne” diye haykırışları kulağımdan asla silinmeyecekmiş gibi geliyor şimdilerede :(

Gerek şurubun etkisini göstermesi gerekse ona sarılışım ve kucağımda sakinleşip uyumaya çalışışı,
gecenin belki de en rahatlatıcı eylemiydi hem onun hem de bizim için…

Ne kadar da önemliymiş meğer sarılmak, hissetmek onu ve acısını.
Paylaşmak mümkün müdür acıyı?
Fizyolojik olarak imkansız değil mi?
Ama;
Bellikli sımsıkı sarılmak sevgiyle, örtüyor üzerini bir şeylerin…
...
Sabaha kadar biraz benim biraz Arzu'nun kucağında uyumak ve uyuyamamak arası günü ağırttık.
Lina’cık sabah Arzu’yla doktora gitti ve çok endişelenecek bir şeyin olmadığı, yine kulakla ilgili sıkıntının nüksettiği anlaşıldı.
Şurubunu, şu tatsız şurubunu yine aldık eczaneden.
Bir de çikolata marketten ;)
Tekila misali…bir kaşık ondan peşine bir kalıpta ötekinden hehehee.

İyiyiz şimdi, çok şükür :)