GYPSOPHILA
Çok güzel bahçesi ve havuzları olan bir tesiste her akşama doğru "anne evimize gidelim" kaprisleriyle bir haftalık tatilimizi bitirip, Dikmen'in mağlum yokuşlarından birine manzarası olan çok sevgili evimize kavuştu Linacık.
Ho la la - la :)
Lina, mini club etkinliklerinden hiç birşey anlamadı? Sağolsunlar otelin animasyon ekibinde de bir tane Türk çalışmıyordu. Akşam yemeğinden sonra amfithatre a giderken "tren" olmuş çocukların -ho la la la- ritimlerine son bir iki gün ancak ayak uydurabildi.
Görevlilerin dans sırasındaki almanca komutlarıyla ellerini kaldıran ya da indiren çocukları görüp, bir "anlayamadığı sözcükle" yine anlayamadığı bazı sözcükleri tekrarlayan bir dolu çocukların arasında değil Lina ben bile kendimi yabancı ve rahatsız hissettim.
Deniz yatağı, şişme yelek ve kollukları boşuna almış olduk, bir kere bile kullanmadı. Kovası ile kenarda "yemek yaptı" ha bre havuzda.
Annesiyle havuzda oynamayı pek sevdi, güneşlenirken sık sık
-hadi havuza, hadi yüzeliiiiim
diye ısrar etti. Kucağına al, havuzda döndür, yürü hatta son zamanlarda kollarından tutup ayaklarını çırpacak kadar cesaretlendi yaramaz kedi.
Denize bir kez girdik, kendini emniyette hissetmedi, bize de yeterince güvenmemiş olacak ki bir daha uzak durdu. Kumlarda yine "yemek pişirdi" çocuklarına :)
Tesisin ismini hayret edilecek bir şekilde telaffuz edip ezberledi. Çok güzel söylüyor, dudaklarının aldığı şekil, sesinin tonu, heceleyişi ...


