Tuesday, September 26, 2006

GYPSOPHILA

Tatil bitti :(
Çok güzel bahçesi ve havuzları olan bir tesiste her akşama doğru "anne evimize gidelim" kaprisleriyle bir haftalık tatilimizi bitirip, Dikmen'in mağlum yokuşlarından birine manzarası olan çok sevgili evimize kavuştu Linacık.
Ho la la - la :)
Lina, mini club etkinliklerinden hiç birşey anlamadı? Sağolsunlar otelin animasyon ekibinde de bir tane Türk çalışmıyordu. Akşam yemeğinden sonra amfithatre a giderken "tren" olmuş çocukların -ho la la la- ritimlerine son bir iki gün ancak ayak uydurabildi.
Görevlilerin dans sırasındaki almanca komutlarıyla ellerini kaldıran ya da indiren çocukları görüp, bir "anlayamadığı sözcükle" yine anlayamadığı bazı sözcükleri tekrarlayan bir dolu çocukların arasında değil Lina ben bile kendimi yabancı ve rahatsız hissettim.
Deniz yatağı, şişme yelek ve kollukları boşuna almış olduk, bir kere bile kullanmadı. Kovası ile kenarda "yemek yaptı" ha bre havuzda.
Annesiyle havuzda oynamayı pek sevdi, güneşlenirken sık sık
-hadi havuza, hadi yüzeliiiiim
diye ısrar etti. Kucağına al, havuzda döndür, yürü hatta son zamanlarda kollarından tutup ayaklarını çırpacak kadar cesaretlendi yaramaz kedi.
Denize bir kez girdik, kendini emniyette hissetmedi, bize de yeterince güvenmemiş olacak ki bir daha uzak durdu. Kumlarda yine "yemek pişirdi" çocuklarına :)
Tesisin ismini hayret edilecek bir şekilde telaffuz edip ezberledi. Çok güzel söylüyor, dudaklarının aldığı şekil, sesinin tonu, heceleyişi ...

Monday, September 11, 2006

İÇİNE DUMAN KOYMUŞLAR

Lina'dan yine bir-iki inci :)
Artık klozetle iyi anlaşmaya başladı, tabiki adaptörü yardımı ile. (Ç)işi bitince en son annesine dönmüş;
-Fisonu çekecem anne :)

Antredeki radyatörün üzerine yerdeki oyuncağını, bebeğini koyar çoğu zaman, tembel Lina. Odasına üç metre daha yürümek zor gelir.
-Anne, kanaferin üstünde yok, bebeğim nerde :)

Mutfakta yemek masasında Lina'ya bin bir türlü maskaralıklar yaparak bir lokma daha yemesi için uğraşıyoruz... Geçen akşamki yemekten kalan közlenmiş patlıcan ve biber mezesi aklıma geldi, tabi bizce parlak bir fikirdi ve Lina sevip bir lokma daha yeme ihtimali olabilirdi.
Arzu keyifle açtı tabağın folyosunu ve Lina'nın önüne sürüverdi patlıcanı...
Lina merakla uzandı bir lokma alıverdi ağzına;
-Anne bunun içine duman koymuşlar!

:) Hem şaşırdık, hem güldük çok hoştu. Yemedi tabi :(
Gerçekten de konserve olmasına karşın benim çok sevdiğim o duman kokusunu hissetmiş ve sevmemişti.
Aşkım seni çok seviyoruz :)